Geç keşfetiğim ve erken tanımadım diye hayıflandığım bir düşünür Yılmaz Büyükerşen.

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı ve sayısız kuruluşun, oluşumun, üretimin mimarı. 32 yaşında doçent, 37 yaşında iktisat profesörü olmuş bir şahsiyet, böyle gelmiş böyle gitmez sözünün somut uygulayıcısıdır. Kimsenin cüret edemediği veya üşenemediği yapılamaz denilen projelerin yaratıcısıdır.  Şuan Türkiye'de toplum yararına bu kadar çaba sarf etmiş parmakla gösterilecek kadar ender bulunan bir akademisyendir. 

Yaptığı belediyecilikte yeni bir Eskişehir inşa ettiğinden, Eskişehirliler ona çok şey borçlu olmalı. Hangi partiden olursa olsun, oy potansiyeline sahip bir başkan. Nedeni de belediyeciliği ve politikayı birbirinden uzak tutmasıdır. Geçen haftalarda ismi Cumhurbaşkanlığı adaylığı içinde önerildi. Fakat kuvvetle muhtemeldir ki, Eskişehir'i farklı bir kişiye kaptırmamak için teklifi kabul etmemiş olsun.

Benim de en son okuduğum Zamanı Durduran Saat isimli güzel bir nehir söyleşisi kitabı bulunmaktadır. Kitabındaki yılmaz bir adamın çetin mücadelesi ve hayat hikayesi her insanı imrendirecek kadar harikulade. Kitapda söyleyişiyi yapan Cemalettin N.Taşçı, Yılmaz Büyükerşen'i; Siyah Kuğu kitabında, N.N.Taleb'in Pancare fotoğrafının altına yazdığı 'Nasıl yaptılarsa, bu tür düşünürlerin imalatını durdurdular' sözüyle özdeşleştirerek tanımlar.

Çocukluk ve gençlik yılları 
Kitabın büyük bir bölümünde çocukluk yıllarını anlatmıştır. Çocukluk yıllarını okurken, 'insan 7'sinde ne ise 70'inde de odur' söyleminin ne kadar bariz olduğunu fark edeceksiniz. Zati  akılmaz almaz bir hafızaya sahip olduğu ve çalışmalarının yüksek zekasından türediği de gözle görülmektedir. Çocukluk yıllarını, Eskişehir'in eski kültürünü, eski şehir profilini, yaşam şekillerini, kent kültür mozağini, şehir yapılanmasını, diş çektirdiği berberi, bugün yaşıyor gibi hatırlıyor ve anlatıyor. 

O yıllardaki uğraşlarıyla bahsederken bize az-çok çocukluk yıllarımızı da anımsatmıyor değil. Çorak topraktan bilyeler, uzun bir teli direksiyon mili olan yekpare telden bükme iki tekerlekli, amerikanbezinden yapılan bez bebek çocukluktaki meşgalelerinden anlattıklarının bazıları. Bisikletin selesine oturmadan, bir bacağını aradan geçirip öbür taraftaki pedala basması benim veya sizlerin çocukken az yapmadığı bir iş değildir herhalde. 

Böyle bir düşünsel zeka çocuklukta nasıl çalışır, doğrusu anlamak mümkün değil. Zira bir imalathane gibi zekayla orantılı olarak gündelik eşyalar bile elle yoğruluyor. Kendisinin dediği gibi inanması zor ama eskiden her evde cam bardaklar yapılırmış. Büyükerşen, eski yemek kültüründen de dem vuruyor ve şuanki hiçbirşeyin eskinin yerini tutmadığını da dile getiriyor.

Çamaşır leğeninde yeşil sabunla çamaşırların yıkanması, yağ tenekelerinden doğal ızgara, soba yapılması, gazyağı labması hafızamdaki anılarımı yeşerten söylemler oldu. Çocukluğunun yoksulluk içinde geçtiğini, zerdali ve kayısı çekirdeklerini toplayıp mahalledeki bakala bademşekeri yapması için işçilik yaptığını, çocukluğunun şirin oyuncaklarından olan topaçdan oyunlarını da anlatan Büyükerşen, çocukların şimdiki oyuncak bolluğu içinde sevinç duymadığını, meraklarının geçici olduğunu da demeyi ihmal etmiyor.

Okulda coğrafya dersinden kaldığı için sınıf tekrarı yaptığını, idealist, ilkeli ilkokul öğretmenlerini unutmadığını da anlatmaktadır. İlkokul yıllarında resme ilgi duymuş, karikatürler çizmiş ve hatta 14 yaşında halkevi binası altındaki galeride ilk karikatür sergisini açmıştır. Meddah oynatıcılığı, tiyatro oyunculuğu, camide müezzinlik, ilkokul yıllarında yaptığı bazı işlerden. Lise yıllarında mizah gazetesi ve siyasi gazete çıkarmış, okulda lise radyosu programcılığı, muhabirlik yapmıştır.
 
Üniversite yıllarında kiremit işçisi olarak çalışmıştır. Doğru, ilkeli haber üretme gayesiyle  20 yaşında dört arkadaşıyla birlikte gazete kurmuştur.  Gazeteciliğin yanında aynı zamanda heykeltraşçılık da yapmıştır.

Akademi yılları
Eskişehir Devrim Ocakları Şube Başkanıyken oda tiyatrosunu kurmuştur. O zaman tiyatroya verilen önemi şu sözlerle açıklar 'sanat ve kültüre önem veren, aydın ve yüksek tahsillerini yurtdışında yapmış kentsoylu insanlardı, o dönemdeki yöneticiler.' Kendisi de tiyatroya çok önem vermiştir. Okuduğu akademide ilk tiyatro gruplarını oluşturarak Çehov gibi büyük yazarların oyunlarını sergilemiştir. Eskişehir'in ilk tiyatro kongresini ve şehrin ilk devlet tiyatrosunu yapmak için Muhsin Ertuğrul, Haldun Taner, Müşfik Kenter ile kolları sıvamış, fakat işler yolunda gitmeyince bu proje yarıda kalmıştır. Ama yapılamayan işlerden caymamış, amaçlarından ve hedeflerinden sapmamış, Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ne ilk tiyaro salonunu yapmış 'İstanbul'da varsa bizde de var' diyerek Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'ni Eskişehir'e kazandırmıştır.

Kızı Burcu'ya doktorlar tarafından konulan sinirsel işitme kaybı rahatsızlığından sonra işitme engelliler için umut olacak, Türkiye'de ilk olan İşitme Engelli Çocuklar Okulöncesi Eğitim ve Araştırma Merkezi (İÇEM)'i kurmuştur.

1970 yılında Eskişehir'e TRT vericileri kurulmadan İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde kurduğu bir istasyonla TRT yayınlarını almıştır. Sonrasında 1973 yılında televizyon ile eğitim sistemlerini uygulamaya başlamış, ilk Televizyonla Eğitim Ensititüsü'nü kurmuştur.

Duvarsız üniversite
En büyük projelerinden biri ise eğitimde fırsat eşitliğini dikkate alarak, sosyal adalet ilkeleri gereğince 1982 yılında açıköğretim fakültesini kurmasıdır. Şuan kurduğu açıköğretim fakültesinin 1.5 milyon öğrencisi bulunmaktadır.

Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Batı Tarzı Devlet Konservatuarı, Sivil Havacılık Yüksekokulu, öğrenciler için Mediko Sosyal Hastanesi gibi kuruluşlar da gerçekleştirdiği başlıca önemli projelerdendir.

Yılmaz Büyükerşen şuan 78 yaşında. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na devam ediyor, ayrıca profesyonel olarak balmumu mumya heykel yapımı ile uğraşmaktadır. Son olarak açtığı Eskişehir Balmumu Heykeller Müzesi de bu uğraşının neticesidir.

Uluslararası ve çeşitli devlet kuruluşlarından sayısız ödül, nişan ve doktora alan Yılmaz Büyükerşen devlet ve hükümet yetkililerinin ilgisizliğine kitapda şu sözlerle sitem ediyor. 'Maalesef bugüne kadar ne sözlü ne de yazılı bir teşekkür aldığımı hatırlamıyorum. Ama isterdim ki rektörlükten ayrıldıktan sonra, cumhurbaşkanımız, başbakanımız, milli eğitim bakanımız veya meclis başkanımız bana bir mektup yazarak hizmet yıllarından sonraki yaşantımda sağlık ve mutluluk dilesinler ve ben bunu çocuklarıma kıymetli bir belge olarak saklayayım ve bırakayım. Ama galiba buna ihtiyaç duymadılar."

Bir eleştri
Kitapda; Sakarya Gazetesi’nin yazı işleri müdürü iken 27 Mayıs 1960 bildirisini çalıştığı matbaada basıp, dağıttığını da belirtiyor. Başbakan yerel seçimlerde bunu Büyükerşen aleyhine propaganda yaparak Eskişehir'de dillendirmiştir. 

Yapılan bu bildiri vakkası; eğitim ve ülke sevdalısı, böyle idealist bir düşünüre yakışır değildi. Fakat biraz empati kurmak gerekirse; boş yere yafta yapmayız. Zira, cuntanın muktedir olduğu bir dönemde insan ideallerinden, sevdiklerinden ve toprağından kopmamak adına böyle birşeye girişmiş olabilir. Fizyolojik bir durumun tezahürü de olabilir. 

Bugün darbeyi savunuyor mudur? Tabiki savunmuyordur. O zaman ki girişimi de 'darbecilerle işbirliği yapıyordu' anlamına da getirilmemelidir. Şöyle bir gerçek de vardır; malesef  ülkemizde darbeler medya ile bağlantılı olarak yol almıştır. Tarih kaynaklarında da bu aşikardır. Ki kendisi de kitabın 148. sayfasında Menderes ve dava arkadaşlarına karşı atılan iftiraları bizzat kendisinin basıp dağıttığını da samimi bir şekilde itiraf ediyor.

Kitabın ismi nerden geliyor?
Rektörlükten sonra Büyükerşen'e öğrenci, öğretim üyeleri ve dostları bir akşam yemeği düzenlerler. Yemekde köstekli bir gümüş saat hediye ederler. Ve 'hocam bu saati antikacıdan aldık, sizin kırılan kalbiniz kadar tamir edilemiyor. Ama bu saatle kendimizi sizin için zamanı durdurduk sayıyoruz.' derler. Kendi hayatını anlatan söyleşisi de Zamanı Durduran Saat ismiyle yayınlanır.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi web sayfasında başkanın biyografisinden Yılmaz Büyükerşen'in tüm icraatlarını görebilirsiniz. Özgeçmişinin hizmet detaylarında bulunan,  rektörlüğü süresinde kuruluşlarını gerçekleştirdiği fakülteler, yüksekokullar, enstitüler, birimler ve araştırma merkezleri,  kurduğu ve mütevelli başkanlığını yaptığı vakıfları, Türkiye'deki ilk projelerini, projelerini hazırlayıp, liderliğini yaptığı ve yaşama geçirilen toplumsal eğitim öğretim projelerini, akademi başkanlığı ve rektörlük görevleri sırasında kurduğu kurumları görebilir; 'bir insan bu kısacık(!) ömürle bu kadar büyük işleri nasıl yapar' diye düşünebilirsiniz. 

Son olarak; Yılmaz Büyükerşen'i sevmeyebilir, ideolojisini tasvip etmeyebilirsiniz. Fakat eğitime (insana) ve ülkeye (topluma) yaptığı bunca katkıyı, bu emeği inkar edemezsiniz. Zaten ülkeye kazandırdığı şaheserler ne denli katkı yaptığının emaresidir. Kitabı okumakta gecikmeyin.


masumane

3 yorum:

    kitap eylemcisi dedi ki...

    bu başkanı ben de okumak istiyorum...

  1. ... on 21 Kasım 2014 20:19  
  2. masumane dedi ki...

    Gönderelim size

  3. ... on 22 Kasım 2014 00:03  
  4. kitap eylemcisi dedi ki...

    teşekkür ederim, umarım en yakın zamanda edinir ve okurum...

  5. ... on 22 Kasım 2014 09:23