Okumaya lise yıllarında kişisel gelişim kitaplarıyla başladım. Bu kitapların bana gözle görülür hiçbir katkısı olmadı diyebilirim. Okuma planında yaptığım en büyük hatalardan biri bu oldu. Sonra akıl kemale erdiğinde, okumakta gereken fayda ve feyizi; tarihi, felsefi, biyografi ve söyleşi kitaplarında buldum. Son aldığım kitapları da ona göre seçerek aldım.

Lakin, boşluğuma denk geldiği için seçtiğimi düşündüğüm 'Bukre' bu kitaplar dışında, kapağına ve yazarının tanınmışlığına aldanarak aldığım kitaplardan biri.  Yazarı Kahraman Tazeoğlu ve kendisi radyo programcısı. Destek yayınevinden çıkan ve 290 bin adet basılan bu kitap, genç kesim tarafından beğeni ile okunuyor görünmektedir. Haliyle kapakda penyeli genç bir kızın fotoğrafı yer alınca baskı sayısının artışı da normal görünüyor. Yazarın diğer kitapları da hemen hemen aynı nitelikteki kitaplar. Çoğu cafcaflı görünüme sahip olmakla birlikte, afili kapaklarıyla nasıl bir satış kaygısı taşıdığını da gösteriyor.

Bukre sabahın vakti anlamında ve kitaba ilk baktığınızda Bukre adında bir karakterin hikayesini anlatan bir roman görünümü taşıyor. Fakat Bukre kitabın bir hikayesi. Kitap; Bukre, yakın arkadaşı-dostu- Selim, kampta tanıştığı müzisyen arkadaşı Cem üçlüsünün yaşadıkları bir aşk hikayesini konu alıyor. Buluğ çağında yaşanan bir aşk, geçmişteki ayrılık, bu ayrılıktan doğan kaygı, hayalkırıklığı gibi bir çok duygu hikayede yer alıyor.

Hikayede Bukre'nin Selim ile dostluğunun aşka dönüşmesi garipsenecek durumlardan biridir. Ayrıca kitapda Bukre ile birlikte 5-6 deneme ve son da ajitasyon dolu Fazıl'ın hikayesi bulunmaktadır. Hikayelerin hepsi birbirinden bağımsız ve alakasız. Fazıl'ın köyünün yakılmasının muğlak olması yanında hikayede gelişme ve sonuç bölümleri de can sıkıcı ve monoton.

Bukre; gerek birbirinden bağımsız hikayeler, gerek hikayelerin hitap ettiği yaş grubunun onsekizden küçük olması, gerekse muğlak cümlelerin var olmasından ötürü pişmanlıkla okuduğum bir kitap oldu. Kişisel gelişim kitaplarında yaşadığım zaman kaybı ve pişmanlığı bu kitabı okurken de yaşadım. Her kitap okunur mu sorusuna verilen 'okunur' cevabının ne kadar abes olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Göründüğü kadar Kahraman Tazeoğlu'nun radyoculuğu seviliyor ve beğeniliyor. Fakat edebiyatda galebe çalması beyhude görünüyor. Gösterişli cümle üretmekle anlam kargaşasından başka edebiyata hiçbir katkı sunulmayacağı açıktır. 


masumane

0 yorum: