2009 yılında Cannes Film Festivali'nde ilk gösterimi yapılan Agora 4. yüzyılda (M.S.391) İskenderiye'de geçen, tarihin ilk entelektüel ve filozof kadını olan Hypatia'nın hayat hikayesini, Pagan ve Parabolan'ların din çatışmalarıyla konu alan İspanya yapımı dramla karışık bir macera filmidir.


Film İskenderiye kentini konu almıştır. 4. yüzyıl Roma İmparatorluğu'nun çöküş yaşadığı dönemdir. Mısır eyaletine bağlı İskenderiye antik çağın bilim ve sanat merkezidir. Burdaki İskenderiye feneri ve İskenderiye kütüphanesi göz kamaştırmaktadır. Paganlar bu kütüphaneyi atalarının tanrılarına ibadet etmek için tapınak olarak kullanmaktadırlar. Pagan'ların kendilerine has bir dini kültürleri bulunmaktadır. Çok tanrılı inançları vardır ve doğa yasalarına inanırlar. Bu kültürleri diğer dinler tarafından tehdit altındadır. Parabolan'lar ise katolik hristiyanlardır. İsa'yı tanrıyla muadil ve tek görmektedirler. Gözleri Pagan'ların tapınak olarak kullandığı İskenderiye kütüphanesindedir.



Bilim adamı ve filozof Theon'un kızı Hypatia, İskenderiye kütüphanesinin hem müdürü, hem de kütüphanede öğrencilere gök bilimi, matematik ve felsefe dersleri veren; dönemin tek kadın filozofu, gök bilimcisi ve matematikçisidir. Sürekli araştıran, sorgulayan, teist bir filozoftur. Hypatia; endamıyla, bilgi ve birikimiyle ataerkil topluma meydan okuyacak kadar ihtişamlı ve güzeldir. Kütüphanede dersler soru-cevap şeklinde olur. Kütüphanedeki öğrencilerden Orestes, Hypatia'ya aşık olur, evlenme teklif eder. Köle ve öğrencisi olan Davus'da Hypatia'nın gizli aşığı olduğundan bu teklifinin kabul edilmemesi, Orestes'in Hypatia'ya sahip olmaması için Tanrı'lara yalvarır. Hypatia Orestes'e müziğe yönelmesini önererek evlenme teklifini rededer.

Kentin çoğunluğunu oluşturan hristiyan Parabolan'lar diğer inançlara hakaret ederler. Tanrı heykellerini kırınca Pagan'lar onları durdurmak için silahlanırlar. Pagan'lar mabede ve kütüphaneye sığınırlar. Parabolan'lar, İskenderiye kütüphanesini zaptetmek için Pagan'larla mücadele ederler. Hükümdar'ın Vali aracılığıyla gönderdiği emri doğrultusunda Pagan'lar özgürlüklerine karşılık, İskenderiye kütüphanesini Parabol'lara bırakırlar. Hypatia, kütüphanede ne varsa 700 bin yazı tomarı, heykeller, astronomi araç ve gereçlerini kurtarmaya çalışır. Fakat çabaları nafile. Pagan'lar kütüphaneyi terk ettikten sonra hristiyan olan Parabolan'lar kütüphaneyi ateşe verir. Kütüphanenin yakılması kütüphane müdüresi olan filozof Hypatia'da büyük bir üzüntü yaratır. Bu durumdan dolayı içine kapanır, araştırmalarına döner ve evinde öğrencilere ders verir. Dünya'nın mı, Güneş'in mi evrenin ortasında olduğunu kanıtlamaya çalışır. İskenderiye'de Pagan'ların kütüphaneyi terk etmesinden sonra hristiyanlardan oluşan Parabolan'lar ve Yahudi'ler birlikte yaşar. Fakat bu iki mütedeyyinler arasında da yine çatışmalar çıkar. Yahudiler yangın palavrasıyla bir grup hristiyanı içerde taşa tutar ve katlederler. Akabininde kısa süre sonra hristiyanlar bunun misillemesini yaparlar. En sonda biraz sükunet hakim olur. Amma velakin bu sefer İskenderiye'de bilim ve din karşı karşıya gelir. İki cenah da, ülkenin tek filozof kadını olan aydınlanma savaşçısı Hypatia'nın ölüm fermanını verirler. Hristiyanlarca kutsal kitaba göre Hypatia cadı ilan edilir ve taşlanarak öldürülmesi vacip olmuştur. 


Pagan'ların mabedlerini terk etmesinden sonra Hyptai'nin öğrencisi Orestes hristiyanlara gönül bağlamış ve Vali olmuştur. Orestes, Hypatia'nın aşığı olduğundan ölüm fetvalarını duyunca Hypatia'yı yanına çağırır ve hristiyanlara gönül vermesini, inancını sağlamasını, yoksa kendisini koruyamayacağını belirtir. Filozof Hypatia arayış ve sorgulaşıyının temelinde kalarak bunu rededer. Böylece düşünce ve aydınlanma savaşçısı Hypatia mantığına uyanı üstün tutar ve dini redetmiş olur. Hristiyanlar Hypatia'yı taşlamak için İskenderiye kütüphanesine götürürler. Orda derisini yüzmek isterler.

Öğrencisi ve kölesi olan Davus da her ne kadar Hypatia ve babasının köleliğini yapmışsa da, hristiyan kimliğinden ödünç vermemiş ve inancı ağır bastığından dini adına mücadele etmeyi de kafasına koymuştur. Hristiyanlar İskenderiye kütüphanesini zaptettikten sonra hristiyanların piskopusu, Pagan'ların putlarını Davus'un eliyle yıktırır. Davus, her ne kadar hristiyanlarla birlikte mücadele etse de gönlü hala Hypatia'dadır. Aşk ve gurur içiçedir. Köle olduğunu gözeterek Hypatia'ya olan aşkını söylemeye cüret edememiştir. Pagan'ların kütüphaneyi terk etmesinden sonra Hypatia'ya gitmiş, fakat yine gururuna yenik düşmüş Hypatia'ya açılamamıştır. Hypatia'ya kılıcını vererek kendisini öldürmesini istemiş, Hypatia kölelik kolyesini çıkararak azad etmiş ve gitmesini söylemiştir.

Hypatia'yı taşlamak için kütüphaneye getirdiklerinde Davus'da grubun arkasından gelmiştir. Hristiyanlar kesici bir alet bulamadıklarından taşla öldürmeyi yeğlerler. Davus ise bu olanların tanığıdır. Fakat ölümüne engel olmaya kalkışmaz. Hypatia onu öldürmemişti. Ama o Hypatia'nın ölümü için göz yumar. Çünkü ona göre de Hypatia dinsiz ve lanetlidir.  Hristiyan grup, taş almaya giderken Davus'un, Hypatia'nın acı çekerek ölmesine gönlü razı kalmaz, boynundan son defa kokusunu içine çeker ve eliyle nefesini kesip can vermesini sağlar. Davus, böylece dinini aşkından üstün tutar. Hypatia taşlandıktan sonra cesedinin parçaları şehirde dolaştırılır. İskenderiye bu ölümden sonra bilim, hoşgörü açısından asırlarca karanlığa gömülür.

Hypatia, dünyanın elips şekinde olduğunu sonda tespit eder. Bununla ilgili bir çok teori ortaya koyar. Gök bilimindeki teorileri yıllar sonra farklı filozoflar tarafından alınarak kanun haline getirilir. Kepler 17. yüzyılda dünyanın elips şeklinde olduğunu açıklar.

Filmin IMDb puanı 7.2. Filmde, 4. yüzyılda inançlara saldırının neticesi olarak bozulan huzur ortamıyla doğan sorunlar ve bilimin ilerleyemeyişi boy göstermektedir. Hypatia gibi kadın filozofların neden önünün kesildiğini, neden yetişmediğini, kadın filozofların neden parmakla gösterilecek kadar az olduğunu izleyince fark edeceksiniz.  Bu durumla ilgili 21. yüzyılda da tarih tekerrür ediyor desek yalan olmaz. Bu çağda da bağnazlığın ve yobazlığın bilim önünde büyük bir engel olduğu aşikar.  Film de bir başka boyut aşkın ve dinin ölçülmesi, neticede dinin ağır basmasıyla oluşan duygusal durumdur. Davus, aşkım dinimdir yerine, dinim aşkımdır diyenlerden oldu.


- Replikler ve + Notlar
__________________________________
- Hypatia'nın yaptığı deneyler esnasında kölesine sorduğu soru;
"Dünya'yı olduğu gibi görmeyi kabul edersek ne ile karşılaşırız? Bir an ön yargıları bıraksak karşımıza nasıl bir dünya çıkardı?"
- Davus'un Hypatia'nın onu affetmesi karşısında söylediği söz. "Ben affedilmiştim ama şimdi ben affedemiyorum"
- Hypatia'nın öğrencilerine söylediği söz. "Bizi birleştirenler, ayıran şeylerden daha fazla, hepimiz kardeşiz"
- Hypatia'nın öğrencilerine aşıladığı, savunduğu ve benimsediği söz. “Düşünce hakkını koru, çünkü yanlış düşünce bile hiç düşünmemekten iyidir”
+ Agora; toplanılan yer, kent meydanı, çarşı, pazar yeri anlamına gelmektedir.
+ Ünlü ressam Raffael, Antikçağ’ın 20 büyük düşünürünü resmettiği Atina Okulu freskinde Hypatia’yı uzun sarı saçlarıyla ölümsüzleştirmiştir.
+ Film 50 Milyon Avroya mal olmuştur. Yönetmen Alejandro Amenbar 7 Goya Ödülü almıştır.



masumane

0 yorum: