ARADAN geçen 31 yıla karşın, “yökzede” kavramının eskimemesi, hala tedavülde olması tuhaf diyeceğim ama...

Bizde tuhaf değil. Son olarak KCK operasyonunda gözaltına alınan ve mahkemenin tutuksuz yargılamak üzere serbest bıraktığı dört öğrenci üniversiteden apar-topar atıldı.

Selçuk Üniversitesi mahkemenin vereceği nihai kararı beklemeyi filan düşünmedi elbet... Ne gerek.

YÖK’ün darbe gölgesinde hayata geçen tapu gibi “Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’ni uyguladılar, attılar... O kadar basit.

YÖK, 12 Eylül darbesinin 1. yıldönümü coşkusu içinde 6 Kasım 1981’de kuruldu.

Darbenin “okumuş çocuğu”, has ürünüydü YÖK.

Sıkıyönetime, YÖK’e dayalı ünlü “1402 operasyonu” ile 250’ye yakın profesör, doçent, asistan, öğretim görevlisi atıldı üniversitelerden. Daha fazlası da istifaya zorlandı...

Sarı zarfa koyulmuş tek satırlık yazıyla atıldı akademisyenler:

“1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu gereğince görevinize son verilmiştir.”

Beytepe Kampüsü’nde asistandım o dönem.


“Yökzede” olmadan kısa süre önce, bizim bölümden, Hacettepe Sosyal Çalışma’dan bir türkü yayıldı tüm üniversitelere...


Hocamız, hukuk profesörü Ercan Eyüboğlu’nun düzenlediği “Yökleme”...

Daha önce de yazdım bu “türkü”yü, ama her fırsatta çığırmakta yarar var:


YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, darbe döneminde öğrenciler ve öğretim üyeleri için ayrı ayrı düzenlenen “disiplin yönetmeliği” üzerinde çalıştıklarını, değiştireceklerini açıkladı.


Yönetmeliğin değiştirilmesi elbette, olumlu, desteklenmesi gereken bir adım.

Ancak o yönetmelik YÖK’ün sadece dört öğrencinin atılmasıyla gündeme gelen görünen ucu.

Ve “darbenin okumuş çocuğu” YÖK, öyle bir-iki rötuşla çözülebilecek bir yapı/sistem değil.

Tümüyle kaldırılmalı. Yaşar SÖKMENSÜER

12 Eylül Askeri yönetiminin ilk yıllarında Güneş gazetesinin yazıişlerinde çalışıyordum. 1982 Anayasası ilk haliyle ortaya çıkınca üzerinde hararetli tartışmalar başladı ve bu yazıları da ben toparlıyordum. Derken, komutanlardan “kesin lennn” anlamında bir bildiri yayınlandı ve gazetelerdeki tartışmalar sona erdi.


12 Eylül’ün en büyük hediyelerinden birisi de Yüksek Öğretim Kurulu’dur (YÖK). Birkaç gün önce yaşama veda eden Prof. Dr. İhsan Doğramacı, askerlerden aldığı yüksek yetki ile üniversitelerin tek odaktan yönetilmesini amaçlayan YÖK’ü kurdu. Tabii ki o dönemde YÖK’e yönelik eleştiriler de son derecede zayıf kaldı. Tek televizyon kurumu olan TRT zaten tümüyle yönetimin aldığı kararları destekleyen programlar hazırlıyordu. Üniversitelerden toplanan profesörler, açık oturumlarda YÖK’ün ne kadar gerekli olduğunu hararetle anlatıyor ve eski “başıboşluğa” son verilmesini istiyorlardı. Mümtaz Hoca, bu açık oturumlardan birisinden sonra, ertesi günkü yazısında, “Koca koca hocalar televizyona çıkıp kendi kendilerini yönetmekten ne kadar aciz olduklarını anlatıyorlar” demişti.


Prof. Dr. Doğramacı’nın, YÖK Başkanlığı’nı bıraktıktan sonra bir televizyon haberi için sorulan soruya verdiği yanıtı hatırlıyorum. Önde gelen üniversitelerden birisinin rektörlüğü için oylama yapılmış ve hangisinin seçileceği tartışılıyordu. İlk sıradaki aday birkaç yüz oy ve en sondaki aday ise 1 oy almıştı. Prof. Doğramacı, soruya, “Ben olsaydım 1 oy alanı rektör seçerdim. Çünkü, seçmenlere en az vaadi o yapmıştır” diye yanıt vermişti.


Gelelim asıl konumuza… Prof. Dr. Ercan Eyüboğlu, 1981’de YÖK yasası çıktığında tavrını belirlemek için bir taşlama kaleme alır. Ankara’da, o zamanki SBF Basın-Yayın Yüksek Okulu’nda (benim okulum) yapılan bir toplantıya sunulan taşlama, o dönemin teknik olanakları ile teksir edilerek çoğaltılır ve dağıtılır. Daha sonra da Aziz Nesin’in eline ulaşır, o da İzmir’de çıkan bir gazetede yayınlar.

İhsan Doğramacı’nın ölümüyle YÖK yasası tekrar gündeme geldi. Eyüboğlu şöyle diyor;

“Şimdi, bugün, İhsan Doğramacı’nın ölüm gününde, bu taşlamayı yeniden yayınlamak farz oldu. Hacettepe Üniversitesi İİBF Dekanı Sevgili Emel Doğramacı hocama baş sağlığı dileklerimi iletiyor, saygılarımı sunuyorum.” GİRAY GUDA
Sabahtan uğradım üniversiteye

Dedim özerk misin, dedi ki yök yök

Rektörler tevede seyrane çıkmış

Dedim bayram mıdır, dedi ki yök yök


Dedim öğrenci ne, dedi ki hiçtir

Dedim asistan ne, dedi ki açtır

Dedim düşüncen ne, dedi ki suçtur

Dedim söyler misin,söyledi yök yök


Dedim Bölüm başı, dedi ki vah vah

Dedim dekan kimdir, eyledi kah kah

Dedim peki Rektör, dedi Allah

Dedim kim yarattı, dedi ki yök yök


Dedim üniversite ne, dedi çiftliktir

Dedim düzelmez mi, dedi saflıktır

Dedim ödüllenen, dedi kofluktur

Dedim bilimsellik, dedi ki yök yök



Dedim Kerkük nendir, dedi il’imdir

Dedim çevirdiğin, dedi filimdir

Dedim katledilen, dedi bilimdir

Dedim fail var mı, dedi ki yök yök


Kerküklü Âşık İhsani

Yöklere - Manzume

Uyarlayan: Prof. Dr. Ercan EYÜBOĞLU


masumane

0 yorum: