Bir zamanlar adadaki kilisenin rahibin güzel kızına, sahildeki köyden bir genç aşık olur. Ama rahip, bu aşka izin vermez ve delikanlıya bir daha adaya gelmemesini söyler. Ama aşıklar arasındaki iletişim, gece olunca fener işaretleriyle devam eder. Rahibin kızı Tamara, geceleri elindeki fenerle yerini belli eder, sevgilisi de yüzerek yanına gelir.

Bir zaman sonra rahip durumun farkına varır ve fırtınalı bir gecede karşı kıyıya fenerle işaret verir. Fener ışığını gören genç hemen suya dalar, fakat rahip fenerin yerini sürekli değiştirmektedir. Bir süre sonra yorgun düşer. Ne ileri gider, ne de geriye dönebilir. O an iki kelime dökülüverir dudaklarından: Ah, Tamara. İşte adanın ismi, bu hüzünlü aşk hikayesinin son sözlerinden gelir.

Tarihçesi

En eski kaynaklarda adanın adı, Gevaş bölgesinde hüküm süren Ermeni Rştuni sülalesine atfen Rştunik Adası olarak geçmektedir. 705 yılında Vard Rştuni'nin adada öldürülerek Rştuni beyliğine son verilmesinden sonra ada ve yöresi, daha önce Başkale'de (Ağbak) hüküm süren Ardzruni sülalesinin eline geçmiştir. 908'de I. Gagik Ardzruni bazı Ermeni ve Müslüman beyleriyle anlaşarak Gevaş'ta (Vostan) kendini Vaspuragan Kralı ilan etmiş ve bilahare başkentini adaya taşımaya karar vermiştir. I. Gagik adada halen mevcut olan kiliseden başka müstahkem bir kasaba, saray, çarşı ve liman inşa ettirmiştir. Ada üzerindeki sivil yerleşimin 16. yüzyıl başlarına kadar canlı olarak varlığını sürdürdüğü ve 1535 Osmanlı-İran harbi'nde tahrip edildiği anlaşılmaktadır.

16. yüzyıldan sonra sivil yerleşimin bulunmadığı adada Kutsal Haç'a (Surp Khaç) adanmış bir Ermeni manastırı hayatiyetini sürdürmüştür. 19. yüzyıl sonlarında 300 civarında keşişin ikamet ettiği manastır, 1895 ve 1915 olaylarından sonra terkedilmiştir.

Ermeni Kilisesinin ruhani başkanlığı olan Gatoğigosluk makamı 10. yüzyıl ortalarından 1101 yılına kadar Ahtamar Adasında bulunmuştur. Makamın 12. yüzyılda Kilikya'ya taşınmasından sonra da Ahtamar Kilisesi 19. yüzyıla dek önderlik iddiasını devam ettirmiştir.

Çeşitli Kareler





Yücel Arzen - Ah Tamara

Van’dan, Gevaş’tan ve Digor’un altın saçlı kızlarından dinledim bu öyküyü
Tamara... Tamara senin dilin yok; senin incirin, senin narın, senin nazın yok.

Bu kaçıncı yenilgi aşk uğruna, bu kaçıncı intihar girişimi...
Boşuna değil biliyorum; senin aforoz edilişin,benim şeyhimi kendime kusturuşum...boşuna değil
Bir ışık diye sana gelişim Tamara..
Bırak öldürsünler beni, bırak yok saysınlar.
Unutsunlar senin ismini, bırak saklasınlar.
Tamara, ah Tamara aşk adadadır artık, aşkın adada...

Ay dolanır geceye, kıpkızıl kan gibi
Bulut geçer üstümden, örter beni tül gibi
Sevdanın çölündeyim, ıssızlığın gölünde
Yolumda ışığım ol; ah Tamara...

Dokunamam ki tenine, yasaksın bana
Sana giden dikenli yollar, tuzaksın bana
Aşımsın ekmeğimsin, sevapsın bu canıma

Yolumda ışığım ol ah Tamara..
Derdime dermanım ol; ah Tamara..

u vel aha u vel vera u destana ah Tamara, Tamara

Yedi boğum akrep gibi koynumda sevdan
Kara hançer, mavzer gibi bekliyor düşman
Bilsinler böyle sevda, böyle bir can alırken
Aşkıma fermanım ol; ah Tamara...

Vur beni hasrete, göm beni göle
Oğluna ver adımı, bin yıllık öfke
Duysunlar böyle sevda böyle bir can alırken
Aşkıma fermanım ol; ah Tamara...

Aşk adadır aşk adadadır bu bir destandır ah Tamara, Tamara


masumane

0 yorum: